Hesaba bloke koyma modası başladı
23 Ekim 2018 Salı
Kriz sadece vatandaşları ve şirketleri değil, bankaları da etkiledi. Piyasada yaşanan nakit darlığının etkisiyle bankalar; ellerindeki yetkiyi kullanarak mudileri mağdur ediyor.
Hesaba bloke koyma modası başladı
Hesaba bloke koyma modası başladı

Kriz sadece vatandaşları ve şirketleri değil, bankaları da etkiledi. Piyasada yaşanan nakit darlığının etkisiyle bankalar; ellerindeki yetkiyi kullanarak mudileri mağdur ediyor.
 
Nedim Türkmen - Sözcü 

Ülkemizde suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesine dair, birçok yasal düzenleme yapılmıştır. Bunların başlıcaları; 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5549 sayılı Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun ve 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun şeklindedir. Bu temel yasal düzenlemelere uygun olarak çıkarılmış bulunan; Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanın Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik ve Terörizmin Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanunun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik hükümleri de uygulamaya yön vermektedir.

Suç geliri; Kanunların suç saydığı fiillerden elde edilen her türlü ekonomik menfaat ve değer olarak tanımlanmaktadır. Yukarıda belirtmiş olduğumuz yasal düzenlemeler ile Türkiye'de suç gelirinin aklanmasının önlenmesine ilişkin bazı kişi ve kurumlara “şüpheli işlem” bildiriminde bulunma yükümlülüğü getirilmiştir.

SÜRE UZATMAYA ÇALIŞIYORLAR

Ülkemizde ekonomik kriz sadece vatandaşları ve şirketleri değil, bankaları da çok yakından etkilemiş ve etkilemeye de devam etmektedir. Borçlular, bankalara olan borçlarını ödeyememekte veya yapılandırma talep etmektedir. Piyasada yaşanan nakit darlığının da etkisiyle bankalar; yasanın kendilerine verdiği yetkiyi lehlerine kullanarak, mudilerini mağdur etmektedirler. Şöyle ki; Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun, bankaları yükümlü olarak tanımlamış ve şüpheli işlemleri bildirme görevi yüklemiştir. Banka Genel Müdürlüklerinin Dış İşlemler Birimi, müşterileri adına yurtdışından gelen ihracat bedelleri dahil, bütün para transferlerini otomatik blokeye almakta ve konuyu MASAK'a iletmektedir. Ayrıca, banka şubeleri firmalar arasındaki normal fatura karşılığı tahsilatları, arsa satış bedeli, borç iadesi ve bu gibi ödemeleri yurtiçindekibir bankanın şubesinden,  yurtiçindeki diğer bir bankanın şubesine gönderiliyor olmasına rağmen; şüpheli işlem olarak değerlendirip, Kanun'un 19/A maddesi kapsamında müşterilerin ilgili bakiyeleri nakit çekmelerine ya da eft/havale transferlerine izin vermemektedirler. Hesabın kanunen “7 iş günü” süre ile askıya alınma süresi belirlendiği halde; bu süreler geçmesine rağmen banka şubeleri müşterilerin bloke kaldırma taleplerini topu Genel Müdürlükleri'ne atarak savuşturuyor ve süre kazanıyorlar.

Bankalar kendilerinde veya kendileri aracılığıyla yapılmaya teşebbüs edilen ya da hali hazırda devam eden işlemleri, işleme konu mal varlığının aklama veya terörün finansmanı suçu ile ilişkili bulunması üzerine; Mali Suçları Araştırma Kurulu'nca şüpheyi teyit etmek, işlemi analiz etmek ya da gerekli görüldüğünde analiz sonuçlarını yetkili makamlara intikal ettirmek amacıyla; 7 iş günü askıya almak veya işlemlerin aynı süre ile gerçeklemesine izin vermemek görev ve sorumluluğunu  “bütün işlemleri şüpheli''  olarak değerlendirerek ve topu MASAK'a atarak, bloke ettikleri paraların keyfini sürmektedirler.

BİRİ KALDIRIYOR, DİĞERİ KOYUYOR

Konuya ilişkin olarak, sizlere geçen hafta içinde yaşanan trajikomik bir olaydan bahsetmek istiyorum; İthalatçı bir firmanın hesabına, alacaklı olduğu ve fatura düzenlediği firmalardan toplam 430.000 dolar, 50.000 Euro ve 500.000 TL tutarında EFT'ler/havaleler geliyor. Gelen ödemeler sonrasında banka şubesi tarafından,  firmanın tüm hesaplarına bloke işlemi uygulanıyor. Firma, hesaplarına bloke işlemi yapıldığından, hesaplarında işlem yapamayınca haberdar oluyor. Banka şubesi, firmanın başvurusu üzerine hesaba bloke konulduğuna ilişkin yazı düzenleyerek, firmaya veriyor. Firmanın banka hesaplarına uygulanan bloke işlemi 7 iş gününün sonunda kaldırılıyor. Bloke kaldırılınca, firma paralarını hesaptan çekmek istiyor. İlgili banka şubesi tarafından firmaya bankalarında para olmadığı ifade edilince; şirket, hesaptaki bu paralarını bu kez başka bir bankanın şubesinde bulunan diğer hesabına gönderiyor. Firma, bu hesaptan yurtdışında bulunan ithalatçı firmaya ödeme yapmak istediğinde; işlem yapamayacağı, hesabın blokeye alındığı kendisine bildiriliyor hatta onunla da yetinilmiyor, şirket ortağının şahsi hesabına da bloke konuluyor. Azami bloke süresi olan 7 iş gününün sonunda, şirket ortağının 400-TL bulunan hesabındaki bloke kaldırılıyor fakat şirket hesapları üzerindeki blokeler 7 iş günü geçmiş olmasına rağmen hâlâ kaldırılmıyor. Firma yurtdışındaki ithalatçı firmaya ödeme yapamadığı için; yeni mal sipariş edemiyor, dolayısıyla ticari faaliyeti duruyor. Şimdi olay; banka ile ilgili suç duyurusu, ihtarlar ve dava sürecine doğru gidiyor.

YETKİ KÖTÜYE KULLANILIYOR

Banka şubesinin hesabına para gelen şirkete, bu parayı gönderen şirketler ile ilgili aranızdaki ticari ilişkiye ilişkin fatura, sözleşme ya da tevsik edici vesikaların bir örneğini gönderin diyerek; 5 dakikada çözebileceği bir işlemi, şirketin hesaplarını blokeye alarak paraların bankalarında kalış süresini uzatmasını ve şirketleri mağdur etmesini, normal mi karşılamamız gerekir? Ticari ilişkiye dayalı fatura, gümrük çıkış beyannamesi, sözleşme ya da tevsik edici vesikalar işlemin şüpheli değil, olağan bir ticari ilişki olduğunu ispatlamak için yeterli değil mi?

Bankaların, yasanın kendilerine verdiği görev ve sorumluluğu kendi lehlelerine yorumlayıp, mudilerini mağdur etmelerinin hesabını, kim soracaktır? Bankaların şüpheli işlem bildirimleri ile beraber bloke koydukları hesapların adet ve tutarının, geçen yıla kıyasla, bu yılın aynı döneminde hangi rakamlara ulaştığının MASAK ve BDDK tarafından açıklanması durumunda; bizim görüşümüzün haklılığı ortaya çıkacaktır.
1- Genel Yayın Yönetmenimiz Nusret Sümer Balıkesir SMMM Odası Başkanı Ertuğ Aslan ve Oda Sekreteri Eren Çekiç'le Muhasebe Mesleğini ve Meslek Mensuplarının Sorunlarını Masaya Yatırdı.
Elbette ki, 5510 Sayılı Kanunla Kanun’un 53. Maddesi’nde yer alan 1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 4/b bendi kapsamında (Bağ-Kur) sigortalı sayılanların,
Bilindiği gibi, 213 sayılı VUK’nun 353/1 maddesi hükmüne göre verilmesi ve alınması gereken fatura ve gider pusulası ve müstahsil makbuzu ile
Yeni TTK’nın 390. maddesinin birinci fıkrasına göre, “Esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının
3 yıldır işsiz, etrafımın yardımıyla yaşıyorum. 1 Ekim 1977 doğumluyum. 25 Ekim 1999'da SSK kapsamında mühendis olarak işe başladım ve
Maliye Bakanlığı, Temmuz ayı bütçe sonuçlarını açıkladı. İlk 6 ayda 78.6 milyar TL açık veren bütçe, Merkez Bankası'nın ihtiyat akçesinin Hazine'ye devrinden sonra...
Otomotiv sektör temsilcileri yaşadıkları kriz karşısında bazı isteklerini ve önerilerini sıralıyorlar. Aralarında Rusya’da sektörün yaşadığı krizden
Toplantının hemen başında Zorlu Holding CEO’su Ömer Yüngül, “Tekstil sizin için ne anlama geliyor?” diye sordu. Ucuz işgücü, zorlu çalışma şartları, ç
Bankalarca verilen kredilere ilişkin usul ve esaslar, 19/10/2005 tarihli ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun hükümlerine dayanılarak hazırlanan ve
İdeal olan şirketlerin kendi öz kaynakları ile yatırımlarını yapmaları ve faaliyetlerini sürdürmeleri olmakla birlikte, bu her zaman mümkün olmaz ve kaynak ihtiyacı
Bu Kanunun amacı; Türkiye’nin turizm hedeflerine ulaşmasını teminen; turizm imkân ve fırsatlarının dünyada tanıtılmasına, turizm potansiyelinin tüm yönleri ile değerlendirilerek . . . . .
BİLSEM sonucu MEB tarafından adayların erişimine açıldı. Binlerce adayın merakla beklediği sonuçlar sonrasında kesin kayıt hakkı elde edecek isimler ortaya çıktı.
Gelir İdaresi özelgeleri, vergi cezası ve gecikme faizine karşı koruma sağlıyor. Aynı nitelikli özelgeler sadece özelgenin verildiği değil bütün mükellefler için aynı
T.C. Merkez Bankası Döviz Kurları (2019 - 2018 - 2017 - 2016 - 2015 - 2014 Yıllarını İçerir)
2576 sayılı “Bölge İdare Mahkemeleri, İdare Mahkemeleri ve Vergi Mahkemeleri’nin Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun”un, “Vergi Mahkemeleri’nin Görevleri” başlıklı
7186 Sayılı Gelir Vergisi Kanunu İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Torba kanun yayımlanmıştır.
Bilindiği gibi, ziraat odaları tarafından kendi üyelerine zirai araç kiralaması halinde bu işlemin kurumlar vergisi yönünden ve KDV yönünden
2012 yılında hayatımıza gönüllülük esasına dayalı olarak giren e-Fatura uygulaması 2014 yılı itibariyle belirli mükellef grupları için zorunlu hale gelmişti.